İLAN VERMEK İÇİN: 0542 242 83 27

ESCORT YAZILARI --------- İTİRAF KÖŞESİ

Escort Bayan | İstanbul Escort | Anadolu Yakası Escort | Avrupa Yakası Escort | Escort Magazin | Escort

bağdat-caddesi-escort-model-simay Escort-Bayan bagdat-caddesi-vip-ceyda-akinci Escort-Bayan atasehir-escort-sinirsiz-model-hazal erenköy-escort-vip-esra anadolu-yakasi-escort-zumre anadolu-yakasi-escort-meric erenkoy-escort-vip-selen Escort-Bayan Vitrin Reklam bayan-escort-su Escort-Bayan Escort-Bayan Escort-Bayan Escort-Bayan Vitrin Reklam bakire-escort-bayan-ela Escort-Bayan Escort-Bayan Escort-Bayan Escort-Bayan

İngiltere’nin Essex kentine bağlı Thundersly kasabasında bir ortaokulda bir kız öğrencinin arkadaşları tarafından linç edilmesi görüntüleri infial yarattı.

Youtube paylaşım sitesinde yayınlanan görüntülere göre Thundersly kasabasındaki Deanes Ortaokulu’nda 14 yaşındaki bir kız öğrenci eşcinsel olduğu gerekçesiyle arkadaşları tarafından okul bahçesinde linç edilmek istendi.

Genç kız arkadaşları tarafından acımasızca dövülürken, olayı izleyen öğrencilerden biri de bir yandan ‘devam edinö diyerek bir yandan da cep telefonuyla korkunç olayı görüntüledi.

Görüntülerin Youtube’ta yayınlanmasından sonra Essex polisi harekete geçti.

Şampiyonlar Ligi 2. turunda Schalke’yi geçip çeyrek finale çıkan Galatasaray’ın, Almanya’daki rövanşın ardından toplu halde ölüm tehlikesi atlattığı ortaya çıktı. Gelsenkirchen’deki muhteşem galibiyetin ardından coşkuyla İstanbul’a hareket etmek için Köln Havaalanı’na giden Sarı-Kırmızılılar’ın, Almanya’daki havalimanında otobüsün içine atılan meşaleler nedeniyle yanma, dumandan zehirlenme ve boğulma tehlikesi atlattıkları öğrenildi. Her şey takım otobüsünün Köln Havaalanı’na girmesiyle başladı. Yüzlerce gurbetçinin bir anda otobüsün etrafını sarması ve ellerindeki meşalelerle ön kapıdan içeriye girmeye çalışmasıyla, ortalık karıştı. Otobüsün içini kaplayan duman nedeniyle büyük panik yaşayan futbolcuların; kapılardan içeriye girmeye uğraşan taraftarlar ve oluşan izdiham sebebiyle kaçamadıkları, boğulmamak için de camları kırmaya çalıştıkları öğrenildi.

Bu sırada ön tarafta bulunan teknik direktör Fatih Terim ve yardımcıları ile birlikte 2. başkan Ali Dürüst ve yönetici Abdurrahim Albayrak’ın da otobüsün ön kapısından taraftarların üzerine atılarak yoğun kalabalığı yardıkları ve büyük bir felaketi son anda önledikleri ifade edildi. Gurbetçi taraftarların havaalanında yığılması karşısında hiçbir önlem almayan Alman polisinin, takım için eskort vermemesinin de büyük tepki topladığı ve bu talihsiz olayın bu yüzden yaşandığı bildirildi.

Olayın şokunu uzun süre üzerlerinden atamayan Sarı-Kırmızılı futbolcuların büyük bölümü, havalanında ellerini ve yüzlerini yıkayarak kendilerine gelmeye çalıştı. Özellikle Drogba ve Sneijder gibi takıma devre arası katılan dünyaca ünlü yıldızların ise büyük bir şok yaşadıkları ifade edildi. Olayı doğrulayan yöneticiler ise, “Bizi Allah korudu. Az kalsın otobüs yanıyordu” diye konuştular.

Samsun’da 3 motosiklet, 1 traktör ve 7 otomobil hırsızlığına karıştığını iddia edilen 11- 17 yaşlarındaki şüpheli 5 çocuk yakalandı. Şüpheliler, otomobilleri ‘düz kontak’ yöntemiyle calıştırıp dolaştıkları, yakıtı bittikten sonra bıraktıklarını söyledi.

Olay, dün Atakum İlçesi’nde meydana geldi. A.S., U.K., İ.K., M.C.E. ve A.T.A., 19 Mayıs İlçesi’nde park halindeki 38 yaşındaki Adnan V.’ye ait 14 BE 074 plakalı otomobilin kapısını sert cisimle açıp ‘Düz kontak’ yöntemiyle çaldı. Bir süre gezdikten sonra otomobilin yakıtı bitince ıssız yere bırakıp, p ark halindeki 55 NT 702 plakalı otomobili aynı yöntemle çalıp Samsun’un Atakum İlçesi’ne geldi. Bir süre gezdikten sonra İlçe’nin Körfez Mahallesi’nde otomobili kaldırımın üzerinde park ettikten sonra 4 şüpheli yaya olarak gezerken A.S. otomobilde kaldı.

Bölgede devriye gezen polisler kaldırımın üzerinde park halindeki otomobilin durumundan şüphelenip A.S.’yi sorguladı. Korkuya kapılan A.S., otomobili 19 Mayıs İlçesi’nden çaldıklarını, gezdikten sonra bıraktıklarını söyleyip diğer 4 şüphelinin ad ve eşgallerini verdi. Çevrede araştırma yapan polis şüphelileri yakalayarak polis merkezine götürdü. Burada yapılan incelemede son 15 günde Canik, Atakum ile 19 Mayıs İlçesi’ndeki faili meçhul 1 traktör, 3 motosiklet ve 7 otomobil hırsızlığını 5 arkadaşın yaptığı tespit etti. 11 yaşındaki A.T., ailesine verilirken, diğer 4 şüpheli çocuk ise, yaşlarının küçük oluşu nedeniyle Çocuk Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi. Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

Şırnak’ın Silopi İlçesi’nde 2011 yılı nevruz kutlamalarında, çıkan olaylar sırasında Güvenlik Şube Müdürü Murat Çetiner’i tokatladığı için 25 bin lira tazminata mahkum olan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, kararın siyasi olduğunu ileri sürdü. Tuncel, “Bir çok kişi gaz bombaları ile öldürüldü kasıt yok, BDP’li vekiller polis tarafından yaralandı kasıt yok, ama ben zulme karşı çıktım diye kasıt var denilerek ceza veriliyor. Karar beni çok şaşırtmadı” dedi.

Şırnak’ın Silopi İlçesi’nde 2011 yılında Nevruz kutlamaları sırasında çıkan olaylar sırasında BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, ilçede görev alan ŞırnakEmniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Murat Çetiner’e Tokat attı. Çetiner’in 50 bin liralık tazminat davası açtığı Tuncel, dün Silopi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 25 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.

Sebahat Tuncel verilen kararın siyasi olduğunu, daha farklı bir karar çıkmasını beklemediklerini söyledi. Tunceli, “Daha önce bilindiği gibi BDP’li vekiller polis saldırılarında ve müdahalelerinde yaralandı. Son olarak Grup Başkanvekil Pervin Buldan’ın ayağı kırıldı. Bu konuda açılan soruşturmalarda kasıt yok denildi. Bir çok kişi gaz bombaları ile öldürüldü, kasıt yok denildi. Roboski’de 34 kişi öldürüldü kasıt yok denildi, ama ben zulme karşı çıktığım için, isyan ettiğim için kasıt var denilerek ceza veriliyor” dedi.

Tuncel, mahkemenin verdiği ve siyasi olarak değerlendirdiği kararın insanlardaki adalete olan güven duygusunu zedelediğini ileri sürüp, “Adil yargılamanın olmayacağı billiydi. Adil yargılama olsaydı buradan ceza çıkmazdı. Dava açılan kişiler BDP’li ve Kürtler olunca adalet rafa kaldırılıyor” dedi.

Tokat attığı Murat Çetiner’in bu olay sayesinde terfi ettiğini iddia eden Tuncel, “Kazandığı parayı Şırnaklı çocuklara harcayacağını söylemiş. Belki bir hayırlı işe vesile olmuş bu karar. Ancak, ben onlardan Şırnaklı çocuklara artık gaz bombaları atmamalarını yeterli buluyorum” diye konuştu.

Diyanet işleri Başkanı Prof Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 2014 yılında Hac kurası çekilmeyeceğini açıkladı. 7 yıldır üst üste başvuru yapan 120 bin hacı adayının 2012 kurasında 30 bininin isminin çıkacağını ifade edenDiyanet İşleri Başkanı Görmez, “Geriye 90 bin kişi kalacak. Bunun 70 binini önümüzdeki yıl kurasız hacca göndereceğiz. 2014′de Suudi Arabistan’dan ekstra bir kontenjan alabilirsek kalan 20 bini de göndereceğiz” dedi.

Hac kuraları Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çekildi. Kura töreninde konuşanDiyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, her yıl dünya genelinden 30 milyon insanın Hac ibadeti için müracaat ettiğini belirtti. Fıkhen bütün imkanlara başvurduktan sonra müracaatlarını yaptığı halde kendisine Hac kurası çıkmayanlara Cenab-ı Hakk’ın bu ibadeti artık sormayacağını belirten Görmez, “Bu yıl müracaat edenlerin sayısı bir milyon 372 bin. Arabistan’a her sene gönderme imkanına sahip olduğumuz 74 bin. Başvuranların sayısını kontenjana böldüğümüz zaman 19-20 sene yapıyor. Sıraya koyacak olursak 20 yıl sadece bu rakamı tüketme imkanına sahip oluyoruz” dedi. Mevcut durumda Hacca gitmek için 60 yaşında müracaat eden bir kişiye, “20 sene sonra sıranız gelecek” denemeyeceğini kaydeen Görmez, Anadolu’nun her tarafından kendisine mektuplar geldiğini, kura sisteminden vazgeçilmesi yönünde birçok talebin kendisine ulaştığını bildirdi. Görmez, “Sıraya koyduğumuzda da önümüzdeki yıllarda 30-40 yıl sonra sıra verme durumunda kalıyoruz. Onun yerine kat sayı kura sistemini 2007′den beri uyguluyoruz” dedi.

2007 yılından itibaren üst üste 7 yıl müracaat etmesine rağmen kurada ismi çıkmayanları 2014′de kuraya tabi tutmadan hacca götüreceklerini açıklayanDiyanet İşleri Başkanı Görmez, 7 yıl üst üste müracaat edenlerin sayısının 120 bini bulduğunu belirterek, “30 binin bu yıl kuradan ismi çıkacak ve gidecek. Geriye 90 bin kalacak. Bu 90 binin 70 bini için gelecek sene hiç kura çekmeyeceğiz. 90 binin 70 binini yine kendi içinden kura ile hacca göndereceğiz. Kalan 20 bini de 2015′te göndereceğiz. Eğer gelecek sene bir ek kontenjan daha alırsak, 7 yıl üst üste müracaat etmiş tüm kardeşlerimizi Hacca götürmüş olacağız” dedi.

Diyanetin bu yıl ilk kez şehit yakınlarının, gazi ve eşlerine özel kontenjan ayrıldığını belirten Görmez, bekleme listesindeki yığılmayı eritmek için kura dışında 600 şehit yakını, gazi ve eşi için kontenjan oluşturduğunu ifade etti.Türkiye genelinde 600 kişinin isimlerinin, Başkanlık tarafından belirleneceğini ifade eden Görmez, isimlerin listesinin müftülüklere gönderileceğini, 8 Nisan’a kadar belgesi eline ulaşmayanların ise müftülüklere müracaat edeceklerini ifade etti.

2013 yılı Hac kuraları ile ilgili bir sunum yapan Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdür Vekili Ergün Yücel ise ilk defa kayıt yaptıranların 294 bin 567 kişi olduğunu, kayıt yeniletenlerin bir milyon 76 bin 664 kişi olduğunu, Türkiye geneli toplam müracaatın da bir milyon 372 bin 231 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Yücel, “2013 yılı Hac müracaatları bekleme yıllarına göre 2007′den 120 bin 119, 2008′den 88 bin 76, 2009′dan 105 bin 891, 2010′dan 170 bin 101, 2011′den 306 bin 999 ve 2012′den 285 bin 478. Tercih edilen konaklama türlerine göre yüzde 13,91 müstakil, yüzde 3,23 otel ve yüzde 88,86 normal tip kategorisinde” dedi.

Hacı adaylarının yüzde 53,8′i olan 738 bin 444′ünün kadın ve yüzde 46,2′sini oluşturan 633 bin 787 erkek olduğunu belirten Yücel, “Başvuruda bulunanlardan 20 yaş altındakiler 11 bin 387, 21-50 yaş grubu olanlar 356 bin 415, 51-70 yaş grubu 866 bin 765, 71-75 yaş arası 83 bin 178, 76-84 yaş grubu 50 bin 675, 85 ve üzeri yaşta olanlar ise 3 bin 781 oldu. En yaşlı hacı adayımız 110 yaşındaDiyarbakır’dan Hatice Tayyarcan. En genç hacı adayımız ise Ankara’dan 44 günlük Zeynep Hilal Kılıç” diye konuştu. Konuşmaların ardından kura çekim işlemini Görmez, Hac ve Umre Kurulu üyeleri ile birlikte başlattı. Kura sonuçları saat 20.00′dan itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinde yayımlanacak.

Ashley Hyde, gözünde oluşan enfeksiyon yüzünden sol gözünü kaybediyordu.

Doktorlar, Hyde’ın sol güzündeki şikayeti üzerine yaptıkları araştırmada genç kızın gözünde ‘akantamoba’ enfeksiyonunun oluştuğunu gördüler.

Bir çeşit kornea iltihabı olan ‘akantamoba’ paraziti su ve toprakta bulunuyor. Gözle görülemeyen parazitler, solunum yoluyla, lens ya da yaralanmalarla vücuda geçiyor.

Daily Mail’in haberine göre 18 yaşındaki Hyde, bulanık görmeye başladıktan sonra sık sık göz doktoruna gitmeye başladı. Parazit Hyde’ın korneasını yiyerek gözünde kızarıklıklar ve yanma hissi oluşturdu. Doktorlara göre Hyde’ın tedavisi birkaç ay sürecek.

Doktor Adam Clarin, her gün lenslerden kaynaklanan şikayet aldıklarını, günlük lens kullanmanın en sağlıklı tercih olacağını belirtti.

Mustafa Şevki Doğan’ın yönettiği TRT 1′de yayınlanacak olan ‘Osmanlı Tokadı’ isimli dizinin çekimleri önceki gün Eminönü’ndeki Yeni Camii’de yapıldı. Dizide yeniçerileri canlandıran Uğur Çavuşoğlu ve Alper Kul’un musalla taşı üzerindeki çekimleri yaklaşık 10 saat sürdü.

Pop art akımının kurucusu Andy Warhol bir zamanlar ”Herkes bir gün 5 dakikalığına ünlü olacak.” dediğinde sanki bugünleri özetliyordu. İşte Biri Bizi Gözetliyor, Benimle Evlenir misin, Gelinim Olur Musun, Pop Star gibi yarışma programlarının bir anda parlayıp sonra unutulan ünlüleri:

SİNEM UMAŞ- Gelinim Olur musun adlı yarışma onun hayatını bir anda değiştirdi. Özellikle ‘Kaynana Semra’ ile atışmaları onu bir anda Türkiye’nin gündemine taşıdı. Ancak yıldızı parladığı kadar ani bir şekilde söndü. Yarışmadan sonra adı bir fuhuş operasyonuna karıştı. Bir kaç gece kulübünde şarkıcı olarak sahneye çıktı.

KAYNANA SEMRA- Sinem’in katıldığı aynı yarışma ona da şöhretin kapılarını açtı. Sivri dili, kural tanımazlığı ve bildiğinden şaşmazlığı ile nefret edilerek sevildi. Ama bu yarışmada kazandığı şöhret ona pahalıya mal oldu. Sinem’le evlenmek isteyen ve “Sen aşık olursan ben sana söylerim.” dediği oğlu Ata’yı yarışmadan kısa bir süre sonra kaybetti. Semra Hanım bir TV kanalında evlilik programı da sundu.

GAYE TOPBAŞ- O da BBC şöhretlerinden. Her şeye muhalefet etmesi, herkesle tartışması onu da nefret edilerek sevilen ünlüler arasına soktu. Ama Gaye’nin şöhreti de yarışmayla birlikte tarihe karıştı.

UĞUR BODUR- Biri Bizi Gözetliyor şöhretlerinden biri daha. Maço tavırlarıyla yarışma yayınlandığı sürece ilgi odağı oldu. Ama onun şöhreti de kısa sürede bitti.

CANER TOYGAR ve TÜLİN KOCA- Tülin ile Caner’in evlenip evlenmeyeceği uzun süre Türkiye gündemini işgal etti. Ama onlar da kısa sürede unutulan şöhretler kervanına katıldı. Caner kimi zaman karıştığı kavgalarla kimi zaman katıldığı TV programlarındaki tuhaf tavırlarıyla gündeme geldi. Kısa süren bir dizi serüveni oldu.

BBG KAAN- BBG programının üçüncü serisinin birincisi, son olarak konuk olarak katıldığı bir TV programında göründü.

FİRDEVS GÜNEŞ- Popstar yarışmasının en dikkat çekici star adaylarından biriydi. Albüm çıkardı ama istediği çıkışı bir türlü gerçekleştiremedi. Firdevs şimdi gece kulüplerinde sahneye çıkıyor.

BAYHAN GÜRHAN- Pop star adaylarının en parlaklarından biriydi. Kendine özgü bir duruşu ve tarzı olan Bayhan ünlü Hayalet filminden Unchained Melody’yi bile seslendirdi. Yarışma sırasında jüri üyelerinden biriyle girdiği tartışma ile de günlerce gündemde kaldı. “Hayal Edemiyorum” adlı bir albüm çıkardı ama o da hayalini gerçekleştirip bir pop star olamadı.

ARZU BUDAK- BBG ünlülerinden biri daha. Bir süre müzik kanallarında VJ’lik yaptı, bir sinema filminde oynadı. Ama o da istediği şöhreti bir türlü yakalayamadı.

MELİH DEĞİRMENCİ- İlk BBG’nin birincisi Melih’in müzik ve dizi deneyimi hüsranla sonuçlandı. Kısacık şöhreti de tatlı bir anı olarak kaldı.

EDVARD BOZUKLUOĞLU- 05 Edi de Biri Bizi Gözetliyor birincisi. Fakat bu birincilikten sonra şöhreti uzun sürmedi.

ARMAĞAN UZUN- Popstar yarışmasıyla ünlenen ve geniş bir hayran kitlesine ulaşan Armağan Uzun, nişanlısı Duygu Çalışkan ile adım adım evliliğe yürüyor.

AYDAN KAYA- İstanbul Kültür Üniversitesi Sinema TV bölümünde öğrenimini sürdüren Kaya, sesinin yanısıra çarpıcı fiziğiyle de dikkat çekmişti. Pop star olamadı ama Elveda Derken adlı dizide oynadı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ABD basınından Huffington Post sitesinde yer alan habere göre Timberlake, İngiltere’de yayınlanan Jonathan Ross Show’a katıldı. Programın sunucusu Jonathan Ross canlı yayında, ünlü şarkıcıya tekila içme teklifinde bulundu. Ross’un canlı yayında koca bir tekila şişesini masanın üzerine koyması üzerine oldukça şaşıran ve tepkisini “Ciddi misin?” sorusuyla ortaya koyan Timberlake, biraz afallasa da teklifi geri çevirmedi. Canlı yayın boyunca 5 shot tekila içen Ross ve Timberlake, her bir shot’ın ardından mini golf oynamaya çalışınca izleyenler de oldukça eğlendi.

Hülya Avşar, kızı Zehra hakkında yapılan haberlere ateş püskürdü: Kızımın sevgilisi yok. Ayrıca bence çocuklarla ilgili haberlerde isim yazılmaması lazım
Hülya Avşar, kızı Zehra’nın kıskançlık nedeniyle olay çıkardığı yönündeki haberler hakkında ilk kez konuştu.

Haliç Üniversitesi Hülya Cup Turnuvası’nın basın toplantısına katılan Avşar, şunları söyledi:

“Yeni nesil, birbirlerine olan sevgilerini farklı gösteriyor. Zehra yarın başka bir arkadaşına da sarılabilir. Buna aşk, kıskançlık dememek lazım. Zaten Zehra’nın sevgilisi yok. Başka bir arkadaşının hatası yüzünden bu noktaya gelmiş. Bu yüzden olayı büyütmek istemiyorum.”

Avşar sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuklarla ilgili haber olduğunda, isim yazamazsınız. Adı ve soyadının baş harfini yazabilirsiniz. Ama acı vermek için yapılan haberler var.

Ailesiyle sevgilisi Özge Ulusoy arasında kalan Hacı Sabancı, geçtiğimiz haftalarda kariyerini tercih edip ünlü modelden ayrıldı. Herkes ikilinin yeniden bir araya geleceğini düşünürken; eski sevgililer geçtiğimiz hafta 2 kere ayrı ayrı mekanlarda pişti oldu. Bu rastlaşmalar ise Hacı Sabancı’nın ailesi Arzu ile Ömer Sabancı’yı fena kızdırdı.

Oğullarının iş hayatıyla gündeme gelmek istemesini isteyen Sabancı çifti, dedikodulara göre Hacı’yı sert bir dille uyardı. Ailesinin “Bir daha Özge ile aynı yerlere gitmeyeceksin” uyarısı üzerine sosyetik işadamının, bir süre gece hayatına veda ettiği öğrenildi.

Bu arada geçtiğimiz aylarda, sevgilisinin baş harfi ‘H’yi ayak bileğine dövme yaptıran Özge Ulusoy’un da bu dövmeyi sildirmediği gözden kaçmadı.

İkilinin karşılaşmaları ve silinmeyen dövme ise; “Özge ile Hacı Sabancı’nın aşkı gizli gizli devam ediyor mu?” yorumlarına sebep oldu.

Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde işe gitmek için servis minibüsüne binen iki çocuk babası 34 yaşındaki Şükrü U., kısa bir süre önce Samsun’da eşini kaçırdığı 33 yaşındaki N.Y. tarafından boğazından bıçaklanarak öldürüldü.

Olay, bugün saat 07.00 sıralarında Omurtak Caddesi Eski Mezarlık Sokak’ta meydana geldi. Eşinden üç ay önce boşanan Şükrü U., 10 gün önce Samsun’a giderek daha önceden komşusu olan N.Y.’nin eşi bir çocuk annesi S.Y’yi kaçırarak Çorlu’ya getirdi. Şükrü U., bu sabah çalıştığı fabrikaya gitmek için Şifa ışıklı kavşakta servis minibüsüne bindi.

Servis minibüsü Eski Mezarlık Sokağa geldiği sırada, arka koltukta oturan N.Y., araçta bulunan 10 kişinin şaşkın bakışları arasında Şükrü U.’nun yanına gelerek, “Sen kimin karısını kaçırıyorsun” diyerek elindeki bıçağı boğazına sapladı. Çılgına dönen eşi kaçırılan N.Y., ardından bıçağı üç kez daha Şükrü U.’nun vücuduna sapladıktan sonra minibüsün durmasını fırsat bilerek hızla olay yerinden kaçtı.

Minibüsü durduran diğer işçiler, hemen yolun karşısındaki Özel Reyap Hastanesine koşarak yardım istediler. Olay yerine gelen sağlık ekipleri kanlar içindeki yaralı Şükrü U.’yu hastaneye götürdü. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen Şükrü U. hayatını kaybetti.

Olayda hayatını kaybeden Şükrü U.’nun üzerinde 7.65 mm çapında tabanca ile şarjöründe 6 mermi çıktı.

Cinayet şüphelisi N.Y.’nin minibüse işçi gibi bindiği, araçta bulunanların da kendisini taşeron firmasında çalışan olduğunu zannederek servis aracına aldığı öğrenildi. Hastaneye gelen polis ekipleri araç içinde inceleme yaptı. Cumhuriyeti Savcının otopsisinin ardından Şükrü U.’nun cesedi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için İstanbul Adli tıp kurumuna sevk edildi.

Hastaneye gelen Şükrü U.’nun yakınları, gözyaşlarına hakim olamadılar. Olayla ilgili olarak polis geniş çaplı soruşturma başlattı.

Prof. Dr. Mehmet Toner ve ekibi, basit bir kan testiyle, milyarlarca kan hücresi arasından nadir görülen kanserli hücreleri tespit ederek tıp dünyasında çığır açtı. Kanserli hücreler üzerinde yapılan test yakın gelecekte erken teşhisi mümkün kılacak. Prof. Dr. Mehmet Toner, kanda dolaşan ve çok ender rastlanan tümör hücrelerini bulan testin yeni bir döneme işaret ettiğini söyledi. Kanserin kandan yayıldığını gösteren ilk çalışma, 1869′da Avustralya’da yapılmasına rağmen, aradan geçen uzun süreçte hiç kimse kandaki kanserli hücreleri bulamadı. Toner, 146 yıldır çözülemeyen bu sırrın nedenini, “O kadar nadir bir hücre ki, bulunması çok zordu. Bizim geliştirdiğimiz teknik bunu başardı.” sözleriyle açıkladı.

 

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, serbest kıyafet uygulamasının zorunlu tutulmayacağını, veli kararı ile formaya devam edilebileceğini açıkladı.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Sivas’ta devlet okulunda velilerin serbest kıyafet uygulamasına karşın formaya devam kararı almasını örnek gösterdi. “Başka okullar da bu yönde karar alabilir. Mevcut yönetmelikte bu konuda bir yasak yok” dedi.

Bakan Avcı Meclis’te, gelecek yıldan itibaren uygulanması beklenen serbest kıyafete ilişkin soruları yanıtladı. Avcı tıpkı özel okullarda olduğu gibi devlet okullarında da serbest kıyafet kararını velilerin verebileceğini söyledi. Nabi Avcıbunun önünde herhangi bir mevzuat engeli bulunmadığını dile getirdi.

Mili Eğitim Bakanı’nın bu mesajı, gelecek yıldan itibaren başlaması öngörülen serbest kıyafet uygulamasının her devlet okulu için zorunlu tutulmayacağı, veli kararı ile formaya devam edilebileceğine işaret etti.

İstanbul Tuzla Piyade Okulunda köpek faciası yaşandı. Komutanın köpeği, kendisine bakan askeri parçaladı.

İstanbul Tuzla Piyade Okul Komutanlığı’nda M.A.Ç. isimli bir er geçtiğimiz günlerde kışlada köpeğe bakım yaptığı sırada saldırıya uğrayarak hastaneye kaldırıldı. Birçok yerinden yaralanan ve sol bacağına ameliyatla 17 dikiş atılan er M:A.Ç, köpeğin aşılarının olmaması nedeniyle kuduz ve tetanos aşısı yapılarak 20 gün Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Komutanlığı’nda tedavi gördü. Uzun süre hastanede tedavi görmek zorunda kalan ulaştırma er M.A.Ç’nin sesini çıkarmaması için komutanın eşinin şoförlüğüne getirildiği öne sürüldü. Adının ‘Köpük’ olduğu öğrenilen Golden cinsi köpek tarafından ısırılan er M.A.Ç’nin sivilde bir beyaz eşya servisinde çalıştığı aktarıldı. Olayın ardından bir süreliğine hava değişimine gönderilen erin psikolojisinin bozulduğu kaydedildi.

İstanbul Tuzla Piyade Okul Komutanlarından Tümgeneral G. G.’nin köpeğinin bakmakla görevlendirilen eri parçaladığının ortaya çıkması büyük tepki çekti. Askerlerin görevleri dışında işlerde çalıştırılamayacağı vurgulanırken, bu tür keyfi uygulamaların erleri intiharlara kadar götüren bunalımlara sürüklediği belirtildi.

Bilim insanları, 500 yıl önce kurban edilerek, Arjantin topraklarındaki bir yanardağın zirvesine gömülen Inka mumyasının ölümüne ait sır perdesini araladı. Aradan geçen 500 yıla rağmen dün ölmüş gibi canlı duran ve hiçbir organı hatta üzerindeki giysiler bile çürümeyen kız, İnka kabilesine bağlı. Arkeoloji tarihine “La Doncella” ismiyle geçen küçük kızın cesedi Arjantin’deki High Mountain Arkeoloji Müzesi’nde bugüne kadar bulunmuş en eski ve en iyi korunmuş cesetlerden biri olarak sergileniyor. Aradan geçen 500 yıla rağmen dün ölmüş gibi canlı duran ve hiçbir organı hatta üzerindeki giysiler bile çürümeyen kızın akciğerinde tüberküloz enfeksiyonuna rastlandı.

Midyat Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Büro Amirliği, Mardin Barosu Midyat Temsilciliği, ÇATOM, İlçe Toplum Sağlığı Merkezi ve İlçe Müftülüğü, ‘Kadına yönelik şiddet ve kadın hakları’ konulu seminer düzenledi.

Yaklaşık 500 kişinin izlediği seminerde ilk olarak konuşan Mardin Barosu avukatlarından Halil Altunkaynak, kanun maddelerini incelediği zaman bir erkek olarak ürktüğünü belirtti. Altunkaynak, “Bir kadın isterse eşini direk cezaevine gönderebilir. Yani işte, bana tokat attı falanla uğraşmasına da gerek yok. Aslında kanunlar Türkiye Cumhuriyeti’nde kadınların lehinedir. Eğer haklarınızı öğrenirseniz, inanın bir erkek, şu mevcut kanunlarla kadınların önünde çok çok acizdir. Bunu bir hukukçu olarak söylüyorum. Çok risktedir bir erkek inanın. Dolayısıyla kanunlarda bir sıkıntı yok. Gerçekten kanunlar kadını koruyor. Tek yapmanız gereken şey hakkınızı iyi bilmektir” dedi.

İlçe Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Büro Amirliği’nde görevli kadın polis memuru Gamze Deniz de yaptığı konuşmada, kadına yönelik şiddete sadece ev kadınlarının uğramadığını söyledi. İkinci planda olan kadının iş yaşamında da zorluklar olduğunu belirten polis memuru Deniz, “En önemli sıkıntımız bayanız diye ne yapıp edip, bizi büroda çalıştırırlar. Evrak işinde çalıştırırlar. Bir sürü yeteneğimiz olmasına rağmen, o yeteneğimizi geliştirip kendimizi daha net ifade edebileceğimiz, hatta başarılı olacağımız alanlara geçmekte çok zorluk çekeriz. Hala bir üst seviyeye çıkmak için ne yazık ki cinsiyet ayrımcılığına maruz kalırız. Birçok yerde bayan müdür, bayan amir görebilirsiniz veya bayan komiser görebilirsiniz ama ne yazık ki hala onlar da cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmaktadırlar. Dilerim bu sorunları hep birlikte tüm kadınlar ve bize destek veren beylerle beraber aşarız” diye konuştu.

Kadın olmasından dolayı polislik mesleğinde çok büyük sıkıntılar yaşadığını aktaran Gamze Deniz, bir üst amiri tarafından bayan olduğu için araç kullanmasının yasaklandığını ifade ederek, “Benim başıma şöyle bir olay geldi. Benim bir üst amirim sırf bayan olduğum için araç kullanmamı yasakladı. Ben bununla mücadele etmek için bayağı bir zaman harcadım. Hatta bir an istifa etmeyi bile düşündüm, çünkü cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldım. Benim cinsiyetime, kadınlık kimliğim nedeniyle hakarete uğradım. Bu benim çok ağrıma gitmişti. Bu yüzden istifa bile etmeyi düşündüm, biraz sonra kendi kendime dedim ki; hayır neden istifa edeyim ki? Bu onun görüşü, bu onun düşüncesi, onun yüzünden ben hayatımı, geleceğimi engellememem gerektiği kanaatine vardım. İşime devam ettim ve araç kullanmaya da devam ettim. Maalesef bu sorunları hala yaşıyoruz, hala da yaşanıyor. İnşallah üstesinden geleceğiz. Yılmak yok, yola devam. Bu dünyada biz de varız. Ben kadın olduğum için de çok mutluyum” dedi.

Yavuz Sultan Selim ve Ayşe Hafsa Sultan’ın kızı Şah Sultan’ın kabri yaklaşık 400 yıl sonra bulundu. Haber, geçtiğimiz günlerde Ayşe Hafsa Valide Sultan’ı anma programında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından verilmişti. Şah Sultan’ın kabri Fatih Belediyesi ve İstanbul İl Özel İdaresi tarafından Ayşe Hafsa Sultan’ın türbesinde yapılan restorasyon çalışması sırasında ortaya çıkarıldı.

Çözüm süreci kapsamında verilen barış mesajlarının ardından Batman’da ilginç bir gelişme yaşandı.

Yaklaşık 30 yıldır Batman kent merkezinde bulunan Atatürk heykeli altında bulunan, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazısı 2 gün önce söküldü. Cumhuriyet Meydanı’nın sembollerinden olan büstün altındaki yazının yerine ise, Atatürk’ün ünlü sözlerinden ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ yazısı asıldı. Batman’da gerçekleşen bu değişiklik, yeni sürecin ilk uygulaması olarak değerlendirildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, “4 yıl önce kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimi bir kez daha rahmetle anıyorum. Türk siyasi hayatının örnek şahsiyetlerinden biri olarak gördüğüm Muhsin kardeşimin yokluğu şu günlerde derin olarak hissediliyor. 22 Mayıs 2010′da Gazze’ye yardım için yola çıkmış ve Mavi Marmara isimli gemi içindeki sivil insani yardım görevlileriyle yola çıktı. İnsanların içinde 36 ayrı ülkeden insan vardı. Silahsız olmalarına rağmen 9 kişi şehit olmak suretiyle hayatlarını kaybetti. Biz kalabalık heyetle Şili’deydik ve tesamlarımızı yarıda keserek Türkiye’ye döndük. Hastanelerde, cezaevlerinde ki varsa 24 saatte hemen alıp buraya dönmesini sağlaycaksınız dedim. Süratle yaralıları ambulans uçaklarla Türkiye’ye ulaştırdık. Alıkoydukları gemileri ve yolcuları bırakma süreci başladı. Olayı tam bir kararlılıkla takip ettik. O zamana kadar kan döktüğü bir çok vahim olay gibi bununda unutulacağını, üstünün örtüleceğini zannediyordu. İsrail bu sefer farklı bir anlayışla karşılaştı. Bizler 3 şart yerine gelmeden asla normalleşme beklemeyin dedik. Bu millet onurludur dedik. Onların hesabını sormak zorundayız dedik. Asla geri adım atmıyorduk ve atmamakta kararlıydık. Olması gerekenin olmasından asla taviz vermedik. İsrail’e üç şartı sürekli tekrar ettik. Arayı nasıl düzeltebiliriz diye toplantılar yaptılar. 3 şart öne sürdük. Bu devlet onurludur, gururludur, bu milletin evlatları şahsiyetlidir. Onların kılına gelen zararın hesabını sormak zorundayız dedik. Ricacı olarak gelen Devlet Başkanları, Dışişleri Bakanları oldu. Hepsi de hiçbir itirazi cümle kullanmadan geri döndüler. Takipten yorulmadık. Bu olayın ardından İsrail’e bu 3 şartı sürekli tekrar ettik. Onların da ileri gelenleri oldu. Onları da devreye soktular. Özür, tazminat ve Filistin’e ambargonun kalkmasını istedik. Apology kelimesi yerine ısrarla üzüntü, üzüntü verici kullansak olmaz mı dediler. Kesinlikle olmaz dedik. ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın İsrail ziyaretinden önce Dışişleri bakanı Kerry bize geldi. Ne gibi çerçeve oluşturalım ki bu işi çözelim dedi. Biz aynı şeyleri söyledik. Bize bir metin geldi ama kabul etmedik. İsrail’deyken önce İsrail Başbakanı aldı telefonu ama ben Obama’nın sesini özlemiştim, önce bir onun sesini duyayım dedim. Obama’nın şahitliğinde görüşmeyi gerçekleştirerek, bu işi bitirdik. Önce ABD, sonra İsrail açıklamalarını yaptı. Ama hepsi yazılı metinlerde, aynı zamanda telefon kayıtlarımızda. Ardından da biz açıklamamızı yaptık. Çünkü eşeği sağlam kazığa bağlayacağız, ondan sonra Allah’a emanet edeceğiz. Bu özür şehitleri geri getirmeyecek ama şehitlerin hatırası için bu özrün son derece önemi var. Şehitlerin kanının yerde kalmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. En kısa sürede Gazze’ye giderek kardeşlerimizle kucaklaşalım. Biz isterdik ki, böyle bir meselede muhalefet yanımızda olsun. Muhalefet de dik dursun, mertçe cesur bir duruş sergilesin. Saldırı ve saldırı sonrasında ülkesinin yanında değil, saldırganların yanında oldu. Saldırganların diliyle bize var gücüyle saldırdı. CHP Genel Başkanı ‘Biz olsak Mavi Marmara’yı göndermezdik’ dedi. ‘Elde var sıfır’, ‘diplomatik garabet’, ‘dış politikanın hezimeti’ dediler. Dışişleri Bakanımıza en ağır hakaretleri yaptılar, gensorular verdiler. Bunlardan mahcubiyet beklemeyin, özür beklemeyin. İsrail özür diler ama CHP özür dilemez. Hiç beklemeyin yüzleri kızarmayacak. Türkiye’nin büyük bir devleti, aziz bir milleti var. Bunların tarihinde özür dilemek yoktur, pişkinlik ziyadesiyle vardır. Hitler, Mussolini ile ilgili olarak CHP Genel Başkanı’nın gönderdiği elçilerin özür beyanlarını açıkladım. Türkiye günlerdir CHP’nin özür dilemesini bekliyor ama onlar pişkinliğin zirvesine ulaştılar. Yavru muhalefetin başkanı Bursa’da bir miting yaptı. MHP’ye gönül veren kardeşlerimize bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Kalabalıktan bir grup slogan atıyor, ‘Vur de vuralım, öl de ölelim’ diyor. Bu Genel Başkan da sorumsuzca ‘Merak etmeyin onun da zamanı gelecektir’ diyor. Senin teröristin kötü, benim teröristim iyidir mantığıdır. Kimi vuruyorsun, kime vuruyorsun? Biz vurmaya, öldürmeye değil; hayat vermeye geldik. Bahçeli’nin böyle bir dil kullanması talihsizliktir. Öldürülen gençlerin hatırasına saygısızlıktır. Bu dil ve siyaset milletimizin asla hayrına değildir. Kışkırtan, ayrıştıran bir dil Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne hizmet etmez. Terör biterse MHP’ye istismar alanı kalmayacaktır, bunu görüyor. Bu dilin nedeni budur. Ay yıldızlı bayrağa sarılı şehitler gelmezse slogan atma zemini kalmayacak. Anneler ağlamasın da terör baronları istedikleri kadar ağlasınlar. Bakın bu ülkede suni olarak düşman üretiliyor. İrtica dediler sanal tehdit ürettiler. Bölücülük dediler, sanal tehdit ürettiler, hepsi boş. Törerle mücadele yenine zulüm ürettiler. Toplumu dizayn etmek istediler. Sanal tehditleri ortadan kaldırdık, onların kırmızı kitaplarını ortadan kaldırdık. Ne oluyor var mı böyle bir şey toplumda. Yok. Tek bir bahane var. O da terör. Son umutları bu. Gerekçe hükmünü yitirirse umutları suya düşecek. Çözüm sürecinden herkes mutlu ama Ankara’daki liderler, yüzlerindeki çamuru silip en küçük çaba sarfetmiyor. Saldırıyı yapan merkezlere yapılan baskınlar birilerini rahatsız ediyor. Ne olacaktı seyir mi edilecekti? 11 çelik kapı her türlü şey yapılacak, kendileri için hücre evi olarak kullanılacak, lav silahıyla atış yapın. Devletin güvenlik güçleri sessiz sedasız kalsın yok öyle bir şey. Gereği neyse yapılacaktır. Lütfen bu konuları hassasiyetle başlarını iki elinin arasına alıp düşünsünler. Medyada bazı sorumsuzca iftiralarına aldanmasınlar. CHP’nin kafa karışıklığına bakıp zihinlerini bulandırmasınlar. Ne yapıyorsak Türkiye’yi büyütmek için yapıyoruz. Kimi akil adamlar diyor kimisi akil insan diyor. Böyle çalışma olacaksa kararı biz veririz. Hesabını biz vereceğiz onlar vermeyecek.” dedi.

Escortbayan.la > Escort Bayan > Escort < Escort Bayanlar is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

escort escort bayan

I Love Google Site Map